Zincirlerini kırmak isteyenlere...

31 yaşındayım. Henüz benden gençseniz  anlamanızı beklemiyorum da hani bu yaşlardaysanız ya da bu yaşlardan geçtiyseniz yazdıklarmı iki kez okuyacağınızdan hiç şüphem yok.

Bu yaşların en zor kısmı nedir sizce? Yolun yarısına yaklaşmış olmak ve  başına dönemeyecek kadar  da uzak olmak. Daha dün ufaktım, ufacıktım. Çok zaman vardı daha, okullar bitecekti, askerlik tamamlanacaktı , işe girilecekti daha. Eğer kuralına göre oynarsam hepsi çok kolaydı. Kolay da oldu zaten. Aslında kim olduğumu bilmeden, bu hayatta gerçekte ne istediğimi bilmeden  bu yoldaki tüm hedefleri  teker teker aştım.  Matematik kabiliyetim var diye mühendislik okudum, ne olur ne olmaz diye üstüne yüksek lisansı bitirdim. Vatan görevidir diye koşa koşa askere gittim. Hemen arkasından iyi bir işe girdim. Kariyer hırsı ile şehir değiştirip İstanbul’a taşındım. Sonra bir gün param yetmedi. Şirketimi değiştirdim. Maslow amca’nın piramiti tıkır tıkır işliyordu. Hep en güzel kalıpların içine girmeye çalıştım. Ancak nedense , birbirinin aynısı günleri yaşarken yarın için endişelenmeye başladım hergün biraz daha fazla.

Peki gerçekte  kimim ben? İş hayatımda , ailemin yanında ya da arkadaşlarımın arasında ki beni sormuyorum. En iyi ne tanımlıyor beni ,bu hayatta en çok keyif aldığım şey ne peki?  Bu soruları kendime sormayı neden unuttum ben?

 Cevabı çok basit aslında, sorularımız azalıyor ve kabullenmemiz artıyor yaşlandıkça. Hatırlayın en küçük zamanlarınızı her şeyi ne kadar da merak ederdiniz oysa. Ayrıca kimse size kabul ettiremezdi sevmediğiniz bir yemeği. Hiç istemediğiniz oyunları oynamazdınız siz. Farkında değiliz ama sorgulamalarımız azaldıkça kabullenmelerimiz arrtı her geçen gün.  

Ama bir gün geliyor, yüzünüz daha az gülmeye başlıyor, rüya görmeyi unutuyorsunuz tıpkı bana olduğu gibi. Ben rüya görmeyi unuttum biliyormusunuz? Kolay kolay heyecanlandırmıyor hiç bir şey beni artık.  İstemediğim bir hayatı yaşıyorum , bu hayat benim içime ben onun içine uymuyorum. Yakışmıyoruz birbirimize. Ben onu isteyerek seçmedim çünkü. Onun tercih yapma şansı yoktu zaten.

Farkındayım... Hiç olmadığı kadar farkındayım artık... Kimsenin, hiç bir eşyanın, hiç bir varlığın benim nefesimden daha büyük önemi olmadığını kavradım artık. Uygun şartların oluşmasını beklemek istemiyorum ve bekleyecek kadar nefesim de olmayabilir ayrıca.  Şartsız , koşulsuz da yaşayabilir insan.

Şimdi izninizle kendi içime dönmek istiyorum ve bu zinciri kırmak için enerji biriktirmem gerekiyor. Öyle bir kırmalıyım ki, ben dahil hiç kimse yapıştırmak için kılını bile kıpırdatmamalı...


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !